17 Ağustos 2012 Cuma

KÜTAHYA'DA RAMAZAN





              Biz küçükken, ramazanda her akşam dışarı çıkardık. Aileler Ramazan ayında çocuklarının gece sokakta oynamasına müsaade ederlerdi. Yaşadığımız apartmanda ben ve kardeşim yaşlarında en az 10 çocuk vardı. Mahallede ki diğer çocukları da eklersek 15-20 kişi tam bir çocuk çetesi  olurdu. Önce hepimiz toplanır, sırayla, tek  tek, tüm komşuların zillerini çalar ''KÜPECİK'' manisini söylerdik. Çaldığımız kapılardan kiminden para , kiminden şeker toplardık. Para verilince mutlu olur, şeker verilince burun kıvırırdık. Topladığımız hasılatı, sonradan paylaşmak üzere  bir torbaya doldururduk. Maniyi baştan sona okur eğer ev sahibine duyuramazsak ikince kere detone bir şekilde son ses tekrar söylerdik. Tam  Bremen Mızıkacıları gibi gezerdik. O verilen üç kuruş paralar bizim için çok anlamlıydı. Belki ailemizin verdiği harçlık, kat be kat fazlaydı  ama bizim için bu kadar kıymetli değildi. 

 


             Çalacağımız kapı bitince hemen bakkala ya da markete koşar  şeker, çikolata ,kuru yemiş gibi yiyecek ve kız kaçıran torpil, mantar ve çıtır pıtır(çatapat) alırdık. Sonra başlardı şenlik.  


            Kız Kaçıran(Kız Kovalayan) en ucuzu ve en popüleriydi. Serçe parmağı boyunda, beyaz barutlu bir garip nesneydi. Arkasından ateşi verince birden ciüüff diye ses çıkararak sağa sola saçma sapan uçar, kızlar çığlıklar eşliğinde deli danalar gibi koşar, erkekler de kız olmadığını kanıtlarcasına cesur bir edayla dikilip, hihohaha gibi hayvani kahkahalar atarlardı. 

 

             Torpil daha tehlikeliydi. Bir tür füze yada havai fişek gibi yükselir sonra da patlardı. Kız kaçıran ve torpil düzeneğini kuran arkadaşlarda bomba imha uzmanı gibi bir hava olurdu.

  

      Mantar ise mantar tabancasının içine konularak patlatılırdı. Biz mantarın üzerine büyükçe bir taş atardık öyle patlatırdık ya da bir teli çengel haline getirip mantara saplayarak yaratılan küçük bomba, yerlere, duvarlara atılarak patlatılırdı. Telli mantar bazılarının elinde patlardı. Patlayan yere, anne tarafından diş macunu tedavisi tatbik edilir, ardından yanak bölgesine bir de tokat şaplatılarak olayın vahameti daha da vurgulanırdı. 

 

          Bu arada çıtır-pıtırı unutmuşuz :) onu da kâğıdıyla koparıp ayağımızın altında sürte sürte patlatırdık :)

 

         

          Bu oyunlar da bittikten sonra yan mahalleye  ya da sokağa geçer önce zillerine basıp kaçar, bu heyecan kesmezse elimizde bantla tüm apartmanın zillerini, eş zamanlı baskılı bir şekilde bantlayıp tüm kapı zillerinin aynı anda çalmasını sağlardık. Herkes aynı anda, kim o, kim o, kim o diye seslenmeye başlayınca kahkahayı basardık

 

           Sonra apartmanın içine girer ruh çağırırdık.

          ‘’Ey ruh geldiysen çık’’

       O arada içimizdeki muziplerden biri bir tıkırtı yapardı bizde çığlık çığlığa apartmanı terk ederdik . Aah ah ne güzel günlerdi

 

        Aşağıda küpecik manisinin sözleri var. Sonra ki video da Kütahya da hazırlanmış bir program . Burada ki çocuklardan bir kaçı benim kardeşlerim. Şimdi lise ve üniversite de okuyorlar.  Orada anlatan bir hanım var. Oda arkadaşım Mehmet’in annesi Hürmüz Teyze. Mehmet Hacivat ve Karagöz oynatıcısıdır. ‘Hayali  Keçe Mehmet’ diye bilinir.

 

 

         Bu arada benim çocukluğumda ayni bu videoda görünen mahallenin karşısında aynı tip Kütahya evinde geçti. 8 yaşına kadar orada yaşadık. Evimiz Agah Efendi Konağının selamlığıydı. Daima hasretle anarım o günleri. Hepinize iyi seyirler

 

 



Heey! küpecik, küpecik,
Yağdan, baldan küpecik.
Yağ olmazsa bal olsun,
Ev sahibi sağ olsun.

Ev sahibi, evde misin?

Evde değil, dağda mısın?

Dağda yılan kışlasın kışlasın

Allah biricik oglunuzu/kizinizi bağışlasın

 

Dişi dişi siçan dişi

Vermezseniz çalarım taşı

Ambar altında tazıyım, tazıyım

Ben annemin biricik kızıyım/oğluyum


Enarından, menarından, baklavanın kenarından

Al yanaklı yenge, yenge

Merdivenden indige, indige

Bizim sari beşlikleri aldige, aldige

 

Kapı altında tırtıl 

Beşliği verde kurtul 

 

 







16 Ağustos 2012 Perşembe

DURU KIZIM

                     



                       Benim Allah nazardan saklasın 2 küçük kızım var . Büyük kızım Duru çok duygusal, düşünceli ve olgun bir çocuktur. Daha 6,5 yaşında olmasına rağmen canımı sıkkın görürse benimle dertleşir. Kendine göre yorumlar yapar beni hemen mutlu etmeye çalışır. 

 

 

                       2 gün önce Kadir gecesi vesilesiyle anneannesi dua okurken o da eşlik etmiş. Sonra da onunla namaz kılmış. Annemde o namaz kılarken yastığının altına 10 TL bırakmış. Yavrum çok mutlu olmuş. Ben işten gelince koşarak yanıma geldi annecim namaz kıldığım için melekler bana ne gönderdi bak diye. Aslında o an hayatın gerçeklerinden bahsedeyim mi diye düşündüm. Sonra vazgeçtim. Varsın şimdilik böyle düşünsün o yaştaki bir çocuğa manevi alemi anlatmak benim için biraz zor olacaktı.

 

                    Aradan zaman geçince yanıma geldi.

                    -Annecim anneannem bana namaz kılan kişinin ettiği duaları kabul olurmuş dedi

                    -Eee sen ne diledin peki 

                    -Senin çabucak zayıflamanı (kulağıma akupunktur iğneleri taktırdığım için Duru çok üzülüyor bu halime )Babamın da gözünün iyileşmesini( eşim Deniz çok ciddi bir Retina Dekolman ameliyatı oldu ve 10 gün yüzüstü yatması gerekti)

                    -Kendin için oyuncak falan dilemedin mi.

                    - Gerek yok annecim . Bu dünya da alamazsam Allah bana cennette verir nasıl olsa 

                     Ya benim kızım nolmuş diye kendi kendime şaşırdım. Bu kavramlardan bahsedelim mi derken o aşmış bile diye düşündüm. 

 

                  

                      O zaman kendi küçüklüğüm geldi aklıma. Bir defa beni camiye teravihe götürmüşlerdi. Ben de gömlek cebime leblebi doldurdum. Her secdeye vardığımda leblebilerden 1-2 si düşüyor ben de tavuk yemler gibi onları ağzımla topluyordum. Bir seferinde de caminin üst, kadınlar kısmında, mevlüde götürmüşlerdi. Önce tespihleri ucuca ekleyip balkondan aşağıya saldım. Sonra o da kesmedi. Tespihleri tek tek balkondan aşağıya adamların kafasına atıp saklanıyordum. Adamlar bakınca da hep anneannemi görüyorlardı. Tabi sonunda anlaşılınca, esaslı bir çimdik yemiştim anneannemden. 

 

 

                      Şimdi bakıyorumda kızım bana göre çok olgun. Böylesi ne kadar doğru bilmiyorum. Ben biraz daha yırtık olsun çocukluğunu doyasıya çocuk gibi yaşasın istiyorum. 

 


                       Bu arada korsanlara bayılıyoruz.....!?







15 Ağustos 2012 Çarşamba

GÜNAYDIN

          

             Bu günün parçası bu olsun istedim. Nil Karaibrahimgil'i sıra dışı ve özgün işler yaptığı için çok beğenirim. Sözleri de her zaman espirili , muzip ve aykırıdır. Kızım Duru ve ben çok beğeniriz.

            ''Nefes aldım, nefes verdim

             Burdayım, pes etmem yok

             Ben buraya çıplak geldim

             Heyhat! utanmam yok, utanmam yok''

 

14 Ağustos 2012 Salı

BENİM İÇİN KÜÇÜK AMA İNSANLIK İÇİN BÜYÜK BİR ADIM



                 Benim, arkadaşlıkları üniversitede başlayan ve inşallah sonsuza kadar devam edecek bir kaç iyi dostum var. Yeri geldiğinde hepsinden bahsedeceğim Bundan önceki yazımda Eser den bahsetmiştim, diğer dostumsa Aslı.

                 Aslı cım beni desteklemek için;

''Bu dünyaya lazım sesi duyulması gereken insanlardan olduğuna inandım hep..Bu blog buna hizmet edecek,inanıyorum...Sakın ihmal etme bizi.'' şeklinde yorum yazmış.

                 Evet Aslı'cım farkındayım BU BENİM İÇİN KÜÇÜK AMA İNSANLIK İÇİN BÜYÜK BİR ADIM..............:))

                 Dersem  insanlar buna  kı..yla gülerler  herhalde. Çünkü aşağıdaki arkadaşlarla beraber ben bile kendime güldüm.



         HERKESE HAYIRLI KANDİLLER DİLERİM. UMARIM HEPİMİZİN YÜZÜDE, GÖNLÜ DE HEP TEBESSÜM VE MUTLULUK DOLU OLSUN...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

POLİKLİNİĞİMDEN İNSAN MANZARALARI








Bu amcam aile hekimliğimize kayıtlı olmamasına rağmen ilk muayeneye geldiğinde bıyıkların ne kadar güzel, ne kadar yakışıklısın falan demiştim. O nedenle olacak ki artık sık sık uğruyor. Son geldiğinde fotoğrafını çekmek istedim, tamam dedi. Ama sakal tıraşı olunca bir daha çek dedi. Eh bir daha çekecez söz verdik bir kere . Göz kayık, kulak duymuyor, ağızda diş yok ama öyle bir özgüven ve havası var ki Kıvanç Talıtuğ da göremezsiniz bu havayı. HEYYT BE YAKIŞIKLIM BENİM



     CANIM ARKADAŞIM ESER'E VERDİĞİM SÖZE İSTİNADEN BLOĞUMU AKTİFLEŞTİRDİM. BUNDAN SONRA FIRSAT BULDUKÇA BLOĞUMA VAKİT AYIRACAĞIM.

  ESEEEEEER  HADİ BAKALIM SENİN DE HER TELDEN  HER YERDEN YAZILARINI BEKLİYORUZ. http://heryerdenhertelden.blogspot.com

7 Mart 2012 Çarşamba

YAZ...




YAZ, YAŞAMIN ANLAMINI BIRAK SATIR ARALARINA ....SEVDALARINI , KORKULARINI UMUTLARINI İNSANLIĞINI BIRAK . ÖLMEKLE GÖMÜLMEYECEK BİR CÜMLEM OLSUN HAYATA DAİR.  KENDİNDEN GERİYE OKUNULASI BİR HAYAT BIRAK . YORULMA YAŞAMAKTAN , YAŞADIĞIN KADARINI YAZMAKTAN...


İŞTE BÖYLE DİYEREK BAŞLADIM YAZMAYA . HERKESİN YAZILMAYA VE OKUNMAYA DEĞER BİR HAYATI OLDUĞU İNANCIYLA  EVİMİ, İŞİMİ, AİLEMİ KISACASI HAYATIMI PAYLAŞMAK İSTEDİM.  HAYDİ HAYIRLISI...